| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
MAKALELER: Doğal Mineralli Sular Ve Kaynak Suları İçerik Eklenme Tarihi: 15.09.2009
Mineralli ve sıcak sular ile soğuk kaynak suları, doğal olarak yer yüzeyine çıkan yer altı kaynaklı sular olarak tarih boyunca insanlığın ilgi odağı olmuştur. Doğal olarak bol miktarlarda “kaynamaları”, bu suların kullanımını kolaylaştırmıştır. Buralarda kurulan çeşme ve havuzlarda içme ve banyo amaçlı değerlendirilmişlerdir. Doğal sıcak ve/veya mineralli sular ve kaynak suları içme ve kullanım suyu olarak tüketilmeleri dışında, dinlenme, eğlence ve daha önemlisi tedavi amaçlı hemen her çağda ve her uygarlıkta kullanılmışlardır. İnsanoğlu yüksek sıcaklıklarda (20°C’nin üzerinde) yeryüzüne ulaşan termal ve mineralli suları daha çok banyolar şeklinde kullanırken, daha düşük sıcaklıklarda (20°C’nin altında) olanları içme suyu olarak değerlendirmiştir. Tedavi amaçlı kullanım, sıcak mineralli su kaynaklarının bulunduğu yörelerde “kaplıca”ların, soğuk mineralli su kaynaklarının bulunduğu yerlerde ise “içmece”lerin gelişmesine yol açmıştır. Başlangıçta doğal mineralli sular ve memba suların depolanmaları ve kaplara doldurulup başka ortamlarda içilmelerinin niteliklerini bozduğu görüşü öne sürülmüştür. Daha sonraları, bilim ve teknolojideki gelişmeler her mineralli su için bu görüşün doğru olmadığını ortaya koymuştur. Bu arada Avrupa’da doğal mineralli suların sıcak olanlarının soğutularak, soğuk olanlarının ise doğrudan şişelenmeleri gerçekleştirilmiş, böylece bu suların kaynaklandıkları yerlerin dışında da yaygın tüketilmesi olanağı yaratılmıştır. Şişelenen mineralli suların günlük fizyolojik su gereksiniminin karşılanmasında kullanılması geleneği halen her Avrupa ülkesinde ve birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede yaygın olarak sürmektedir. Ülkemizde mineralli sular, maden suyu ya da maden suyu sodası adı altında şişelenmektedir. Halkımızın, kısaca soda diye de andığı şişelenmiş mineralli su tüketimi, ülkemizde, giderek artıyor olsa da Avrupa ülkeleri düzeyinin çok altındadır. Oysa, ülkemiz sıcak ve soğuk mineralli su kaynakları zengin ülkeler arasındadır. Türkiye toprakları üzerinde 1500 ila 3000 arasında termal ve mineralli su kaynağı bulunduğu ileri sürülmektedir. Diğer yandan, ülkemiz günlük hayatımızda içme ve kullanım suyu olarak yer alan memba suları açısından da zengindir. Ve Türkiye insanının tercih ettiği içme suyu genellikle düşük mineralli, sert olmayan doğal kaynak suyu olagelmiştir. Tanımlar Doğal mineralli sular ve kaynak suları, su çevrimi sırasında yeraltında, meteorolojik sular ile magma kaynaklı (jüvenil) suların değişik oranlarda karışması ile oluşurlar. Bu doğal süreçte, yeraltında farklı biçimlerde rezervuarlarda mineralli su depolanır. Uygun kırık hatları (faylar) veya jeolojik yapılar olan bölgelerde yeraltındaki mineralli sular kendiliğinden yeryüzüne çıkarak doğal mineralli su kaynaklarını oluştururlar. Günümüzde yeraltında hidrojeolojik etütlerle rezervuarları saptanan mineralli sular bu rezervuarlardan sondaj ile yapay olarak ta yeryüzüne alınabilmektedirler. Mineralli sular oluşma süreçleri sırasında insan aktiviteleri sonucu toprağa karışan kirleticilerden (örneğin atık ve kanalizasyon suları, gübreler, sanayi maddeleri, deterjanlar gibi evsel atıklar, pestisitler gibi tarım ilaçları) etkilenmezler. Başka bir deyişle günümüz dünyasının olumsuz bir gerçeği olan biyolojik ve kimyasal kirleticiler doğal mineralli sulara bulaşmazlar, başka bir deyişle bulaşmamalıdırlar. Doğal mineralli su kaynaklarının korunmalarının yasal zorunluluk haline getirilmesinin gerekçesi bu olguya dayanır. Doğal mineralli sular kimyasal ve bakteriyolojik olarak temizdirler. Bu temizliklerinin göstergesi olarak birtakım mikrobiyolojik ve kimyasal parametreler ve bunların uyarıcı ve sınır değerleri geliştirilmiştir. Doğal mineralli sular yeraltındaki çevrimleri sırasında toprakta bulunan birtakım element ve maddeleri çözündürürler. Bunlar arasında insanda beslenme fizyolojisinde rol oynayan ve olumlu etkileri olanlar da vardır. Diğer yandan, bazılarının insan sağlığı üzerinde olası olumsuz etkileri, bazılarının da su kalitesini olumsuz etkilemeleri nedeniyle, mineralli suların içersinde belirli elementlerin, belirlenmiş sınır değerler üzerinde bulunmaları istenmez. Doğal mineralli sularda kimyasal bireşim, debi ve sıcaklık değişmezliği iki açıdan önem kazanır. Birincisi, doğal oluşum sürecinin sürekliliğini ve sabitliğini gösterir. İkincisi, kullanım ve tüketimde içerik kalitesi ve güvencesi sağlar. Buraya kadar sıralanan özellikleri nedeniyle doğal mineralli sular ve doğal kaynak (ya da memba) suları kavramları altında,
doğal yeraltı suları toplanmaktadır. Doğal mineralli su ile doğal kaynak suyunu ayıran temel özellik ise çözündürdükleri toplam katı madde miktarıdır. Genellikle, Doğal Mineralli Sular; 500-1000 mg/L üzerinde toplam çözünmüş katı madde içeren, Tablo.1 Doğal Mineralli Su Sınıflandırma (AB, 80/777/EEC) Kaynak Suyu
Mineralli Su
Anahtar Kelimeler: Doğal Mineralli Sular , Doğal Kaynak Suları , sağlık ,
EN ÇOK OKUNANLAR
+ Doğal Mineralli Sular Ve Kaynak Suları (12173)
EN SON EKLENENLER
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||